0 com

İLETİŞİM SÜRECİNİN TEMEL ÖĞELERİ


İletişim sürecinin temel öğeleri kaynak, ileti, kanal, kodlayıcı, kodaçan ve alıcıdır.

  • Kaynak ve Kodlayıcı
Kaynak,değişik biyo-psikolojik ve bilişsel süreçlerde ürettiği iletileri simgeler aracılığı ile gönderen kişi ya da kişilere denir.(ZILLIOĞLU,2000;30). Genelde gazete, kitap,radyo, televizyon, gibi kitle iletişim araçlarından da “kaynak”gibi söz edilirse de, bunlarda asıl kaynak iletileri seçen, hazırlayan kişi ve gruplardır. Kısaca kaynak, konuşan, yazan, çizen, yüz ve beden hareketleri yapan bir birey ya da gazete, radyo,v televizyon, resmi\özel kuruluşu vb. örgütler olabilir. Kaynak olmaksızın iletinin gönderilmesi mümkün değildir. Her iki öğenin birlikte işlemesi halinde yüzyüze iletişimde ayrıca kodlayıcı öğesine gereksinim duyulmaz.

İletilerin iletişim araçları ile gönderilmesi durumunda kodlanması gereklidir. Kodlanma sinyaller veya semboller yardımıyla yapılır. Kodlamada her simge veya sinyal farklı bir bilgiyi ifade eder. Kaynak, iletmek istediği fikrini dil,resim veya resim gibi simgelerinden birini seçerek gerçekleştirebilir. Örneğin kaynak olarak kişi, grup, kurum, ya da örgüt iletmek istediği mesajı sözcüklerle, hareketlerle, seslerle, mimiklerle, raporlar gibi simgelerle iletirler.

  • İleti
Kaynaktan uyarıcıya gönderilen uyarı ya da bir düşüncedir. Sözsel, görsel, tensel, görsel-işitsel vb. olabilir. İletinin iyi anlaşılabilmesi, kaynağın özelliğine bağlıdır. Kaynak, iletinin alıcılar tarafından iyi ve doğru anlaşılması için kullanacağı dille veya diğer simgelere özen göstermesi gerekir. Aksi taktirde, ileti algılansa bile asıl amaç anlaşılmamışsa normal bir iletişimden söz edilemez. Bilgi veya düşünceler hiçbir yoruma yol açmayacak şekilde sistematik şekilde aktarılması gerekir.

  • Kanal(Oluk)
Kanal ,iletinin gönderilmesinde kullanılan araçtır. Yani kaynak ile ileti alma durumunda bulunan kişiyi birleştiren bir bağdır. İletinin gönderilmesinde kullanılan iletişim araçları aynı zamanda kanal işlevi görür. Örneğin televizyon, radyo, gazete vb. kitle iletişim araçları iletileri gönderen alan yada yayan fizik yada teknik araçlardır.

İletişimde kanal; işitme, görme, dokunma, koklama, tat almayla ilgili duyu organlarını uyarabilecek aracılar olabileceği gibi ışık dalgaları, radyo dalgaları, ses dalgaları, telefon kabloları, sinir sistemi gibi ileti taşıyan fizik aracıları da olabilir. İletişimin gerçekleşmesinde ve etkili olabilmesinde hedef olan kişilerin çokluğu\azlığı, okur-yazar olup olmamaları, iştsel-görsel kanallarından hangisinin kullanılacağı gibi özellikler kullanılan kanalı ve aracı belirler.

İşletmede iletim, yazılar,planlar, programlar aracılığı ile olur.

  • Kod açıcı-Alıcı
İletinin iletilmek istendiği kişi ya da gruplardır. Alıcı, kaynaktan gelen iletileri alan ve bunlara sözlü, sözsüz tepkide bulunur. Alıcı durumunda bulunan kişinin iletiyi çözmesi ve alıcıya kaynak tarafından aktarılmak istenen bilgiye yakın bir anlam vermesi başarılı bir iletişimle mümkün olabilir.

İşletme yönetiminde ise alıcının gönderilen raporları, bilgileri, yazıları, planları ve programları algılayabilmesi bu bilgileri anlayıp analiz edebilmesi ve anlam vermesi iletinin alıcıya ulaşması ile mümkün olur.

  • Algılama ve Değerlendirme(Filtre)
Algılama bilgiyi, mesajı yorumlamada kullanılan zihinsel ve duyumsal bir süreçtir. Algı ise duyu organlarından beynimize ulaşan verilerin örgütlenmesi yorumlanması ve anlamlandırma sürecidir. Duyu organlarımıza ulaşan veriler, algılama olmaksızın tek başlarına bir şey ifade etmezler. Bunların bir anlam ifade edebilmeleri için verilerin algılanması gerekir. Bize ulaşan duyumlara algılama sonucu tepki gösteririz.

Hiebert, alıcıların mesajın kodunu çözmede çeşitli fitlerlerin etkisi altında kaldıklarını belirtmektedir. Eğer gönderici ve alıcı sembollere aynı anlamı vermiyorsa, iletişim süreci kusurlu olacaktır. Algılama “ bir şeyin farkına varma ve farkına varılan şeye bilgi sistemimiz içinde bir yer bularak yakıştırma ve söz konusu olguyu nitel ve nicel olarak yargılayıp değerleme süreci” şeklinde tanımlanır. Algılama, bir olay ve bir nesnenin varlığı üzerinde duyular yoluyla bilgi edinmedir. Algılama süreci kişi çevresindeki uyarıcılara anlam verir. Algılama insanların çevrelerinden bilgi alma ve onları yorumlama sürecidir. Ve algılamayı etkileyen faktörleri dışsal ve içsel faktörler olmak üzere iki kısma ayrılır.
Algılamada dışsal faktörler;
  • Uyarıcılar arasındaki nispi farklılıklar,
  • Uyarıcının yoğunluğu ve hareketliliği
  • Tekrarlama, yenilik ve benzerlik,
  • Bulunan ortama göre cismin, uyarıcının farklı olması
  • Statü ve genel görünüş
Algılamada içsel faktörler:
  • Algılayanın kişiliği
  • İhtiyaçlar, bireysel motivasyon ve amaçlar,

  • Geri Bildirim(feedback)
İletişim sürecinin son unsuru, geri bildirimdir. İletişim, döngüsel bir süreçtir. Bir mesaj göndericiden alıcıya, sonra tekrar göndericiye geri bildirim yoluyla iletilir.
Geri bildirim, dinleyicinin mesajı sözlü, veya sözsüz yorumlama tarzını gösterir. Geri bildirimde göndericive alıcı mesajı birbirine devamlı iletirler. Geri bildirim, bedenin mesajı nasıl yorumladığını gösterir. Geri besleme, kısaca alıcının tepkisinin göndericiye aktarımıdır.ve mesajı alanın sorumluluğundadır. Geri besleme, iki yönlü bir uyarıcının ortaya çıkmasının zorunlu bir unsurudur.

Etkin iletişim, pozitif geri bildirim sayesinde kurulabilir. Pozitif bir geri iletişim sürecinde şu anlama gelir.
  1. Mesaj alınmıştır.
  2. Mesaj algılanabilmiştir
  3. Mesaj doğru bir biçimde yorumlanmıştır.
  4. Alıcı gelecek adım(geri bildirim) için hazırdır.
Geri bildirimde mesaj alındıktan sonra kodu çözülür. Ve mesaja uygun bir tepkide bulunulur. Hedef, onu tekrar kodlayarak uygun bir kanalla mesajı kaynağa tekrar gönderir. Gönderilen mesajın tekrar kodlanarak, geri bildirimde bulunması durumunda, ilk gönderici bu kez hedef olur.bu döngüsel sürece kısaca, geri bildirim denir.

Geri bildiriminin etkinliğini arttıran bazı faktörler şunlardır:
  1. Etkin bir geri bildirim, gönderici ve alıcı arasında doğru bilgi temelinde gerçekleşmelidir.
  2. Geri bildirim, genel olmaktan çok özel, açık ve son örneklerle ilgili olmalıdır.
  3. Geri bildirim, alıcıya aldığı mesajı değerlendirecek kadar zaman tanımalıdır.
  4. Geri bildirim, alıcının onu anlatıp anlamadığını ölçmelidir.
  5. Geri bildirim, alıcının özel bir zamanına denk düşmemelidir.

Geri bildirimin olmadığı bir iletişim “tek yönlü iletişimdir” Geribildirim olduğu iletişim ise, çift yönlü iletişimdir. Geri bildirim bir tür kontrol mekanizmasıdır. Ve iletişim sürecini etkinleştirir.

Etkin bir geribildirim:
  1. Kaynağa yardımcı olmayı amaçlar.
  2. Mesajın tam bir karşılığıdır.
  3. Zamanlaması tamdır.
  4. Kaynağın amacına ulaşmasını sağlayacak kadar açık ve seçiktir.
  5. Yapıcıdır ve davranış üzerinde durur.


Etkin olmayan geribildirim:
  1. Mesajın anlamını özel olarak içermez ve geneldir.
  2. Mesajın anlamıyla doğrudan ilgisi yoktur.
  3. Zamanlama itibariyle hatalıdır.
  4. Kişi ve kişiliği vurgular.
  5. Anlaşılmayacak kadar karmaşıktır.
  6. Spekülasyonlara dayalıdır, veri ve bilgi içermez, yorum ağırlıklıdır.

İletişim etkinliğinin arttırılması şüphesiz geri beslemenin varlığına bağlıdır. Geri besleme etkin iletişime şu katkıları sağlar:
  1. İletişim sürecinin etkinliğini arttırır.
  2. İletişim sürecinin çalışmasını ve düzenli olmasını sağlayan bir çeşit oto kontrol mekanizması rolü oynar.
  3. Önemli bir motivasyon ve ödül aracıdır,
  4. Takım çalışmasını sağlamanın ilk şartıdır.
  5. Davranışları pekiştirme aracıdır.
  6. Verimliliğin artmasına yardımcı olur.
  7. Fiilen elde edilen sonuçlar ile iletişimin hedeflediği sonuçların aynı olup olmadığını kontrol etmeye yarar.
İki tür geribildirimde bulunur:
  1. Negatif geri bildirim: Negatif geri bildirim kaynağın mesajına hedefin olumsuz yanıtıdır. Hedef kaynağa verdiği mesajı algıladığını, ancak ona karşılığının olumsuz olacağını bildirmesi durumunda negatif geri bildirim söz konusudur.
  2. Pozitif geri bildirim: Pozitif geri bildirim, kaynağın mesajına, hedefin olumlu karşılığıdır. Pozitif geri bildirim kaynak ile hedefin mesaja aynı anlamı vermeleri durumunda ortaya çıkar.
  • Çevre ve gürültü
Çevre iletişim sürecini etkileyen bütün koşulları içerir. Çevre koşulları, iletişimi bozma özelliği taşıması nedeniyle önemlidir. İletişimi bozan en önemli çevre koşulu gürültüdür. İletişim sürecinde ortaya çıkan her tür engelleyici duruma, gürültü denir.gürültü mesajın algılanmasını engelleyen, onu bozan, yanıltan ve diğer mesajlarla karıştıran faktörlerdir. Gürültü, mesajın algılanmasını zorlaştırır. Biriyle konuşurken, radyonun çalışması bir gürültü örneğidir. Gürültü mesajın anlamlanmasını zorlaştıran veya azaltan faktörlerdir.gürültü dahili bir faktör( alıcının dikkatini yoğunlaştıramaması) olabileceği gibi, dışsal bir faktörde olabilir. Gürültü iletişim sürecinin herhangi bir aşamasında ortaya çıkabilir. Gürültü açık bir dış engeldir.

Konuşmacı iletişimin etkinliğini arttırmak için, konuşmalarını tane tane yapmalıdır. Aksi durumda konuşmanın etkinliği önemli ölçüde azalır, kitle iletişim genelde karşılıklı olmadığı için uzaktan yapılması mekanik ve elektronik iletişim araçlarının kullanılması nedeniyle yüz yüze iletişimin daha fazla görüntünün etkisinde kalır. Üç tür gürültü vardır. Bunlardan ilki kanal gürültüsüdür. Kanal gürültüsü statik iletim mikrofon kusurları ve sayfa lekeleri gibi mesajın iletildiği kanallardan kaynaklanan gürültüdür. Çevresel gürültü ise, birinin bağırması konuşmayı veya okumayı kesecek bir davranışta bulunması, kapı zili ve diğer birçok dış koşullardan kaynaklanan gürültülerdir. Seramik gürültü ise, sözcüklerin yarım telaffuz edilmesinden kaynaklanan gürültüdür.Gürültü haberin doğruluğunu veya güvenilirliğini azaltan herhangi bir faktördür. Sistem üzerinde bir şemsiye gibi durur ve diğer tüm unsurların içinde bulunur. Bir kaynak, bir mesajı anlamak ve iletmekten yoksun ise, gürültü yaratır. Anlam, yeterli sembollerle temsil edilmiyorsa,kodlama sürecinde gürültü meydana gelir. Gürültü yukarıdaki sayılanların dışında: fiziksel gürültü,nöro-fizyolojik gürültü ve fizyolojik gürültü olarak üçe ayrılabilir.

Fiziksel gürültü: dış dünyadan gelen ve iletişimi engelleyen insandan veya çeşitli araçlardan, somut nesnelerden kaynaklanan gürültüdür. Gürültü; mesaj alımını engeller. Fiziksel gürültü genellikle mesaja ciddi bir zarar vermez.çünkü onun varlığının farkındayızdır.evimizde,odamızda, büromuzda sese karşı bazı tedbirler alırız.fakat bazı durumlarda gürültü kültürel olabilir.bu durumda, gönderici ve alıcı arasında bir gürültü, yeni bir iletişimsizlik başlar ve bu nedenle hem gönderici hem de alıcı olan şeyin farkına varmaz.kültürel gürültü,dildeki ve gelenekteki farklılıklardan kaynaklanabilir.Nöro-Fizyolojik Gürültü: Nöro-fizyolojik gürültü, çeşitli biyolojik rahatsızlıklardan kaynaklanabilir.kişinin kulaklarının ağır işlemesi nedeniyle ortaya çıkan gürültü, nöro-fizyolojik gürültüdür. Burada, gürültünün etkisinde kalan hedef durumdaki dinleyicidir.diğer bir gürültü biçimi de psikolojik gürültüdür. psikolojik gürültü, ön yargılı birinin mesajı doğru algılamamasından kaynaklanan gürültü olabileceği gibi,dikkat dağınıklığından kaynaklanan bir gürültü biçimi de olabilir.
0 com

İLETİŞİM SÜRECİNİN İŞLEYİŞİ


İletişim süreci tek yönlü ve çift yönlü olmak üzere iki yönlüdür.

  • Tek Yönlü İletişim: İletişim sürecinin tek yönlü işleyişi,”bir kaynaktan bir alıcı”ya da “bir kaynak çok alıcı” şeklinde olabilir. Amaç yalnızca iletinin alıcıya ulaştırılmasıdır. Alıcının iletiyi istenilen biçimde ve tam olarak algılayıp algılamadığı ve ne ölçüde etkilediği araştırılmaz. Şekil-1 ve şekil-2’te tek yönlü iletişime uygun modeller gösterilmiştir.

Yukarıda şekillerde görüldüğü gibi, tek yönlü iletişimde, kaynak ile alıcı ile karşılıklı hiçbir ilişkiye girmez. Yani kaynaktan çıkan bir emir alıcıya iletildiğinde, yada yönetici durumunda bulunan kaynak tarafından örgüt üyelerine herhangi bir konuda bilgi verildiğinde tek yönlü iletişim süreci gerçekleşir. Bu süreç ters yönde de gerçekleşebilir. Örneğin, sadece işgörenlerden yöneticiye dönük olarak birtakım iletilerin gönderilmesi gibi. Tek yönlü iletişimin işletmelerde yaygın şekilde kullanışının sebepleri şöyledir:
  1. İletişimin tek yönlü oluşu, işletmelerdeki uygulamalara hız kazandırır.
  2. İletinin açık anlaşılabilir özellik taşıması halinde çift yönlü işlemesine gerek yoktur.
  3. Normal ölçüde anlayış ve kavrama yeteneğine sahip olan kişiler iletiyi kolaylıkla algılarlar.

  • İki Yönlü İletişim:Yansıma öğesinin eklenmesiyle kaynak ile alıcı arasında etkileşimin sadece eylemle kalmayıp , eylem ve tepki biçimine dönüşmesidir. Tek yönlü iletişim tek başına kullanıldığı sürece çoğu kez etkisiz ya da yetersiz kalmasına karşın çift yönlü iletişim teknik açıdan olduğu kadar yönetsel açıdan da en etkin ve en geçerli bir süreçtir. Bu süreç yalnız uyarımı değil, yanıtı da içerir. Hem iletiyi, hem de iletişim etkinliklerini kapsar. İki yönlü iletişim, ŞEKİL-3 ‘de görülmektedir.
İki yönlü iletişimde gönderici ile alıcının rolleri hemen değişmekte, biri diğerinin yerine geçmektedir. Amaç, elde edilen sonuçların iletinin kaynağına uygunluğunu saptamak ve bu arada bazı saptamalar varsa bunları giderek iletiyi amacına ulaştırmaktır.


0 com

İLETİŞİMİN TEMEL ÖZELLİKLERİ

İletişimin temel özellikleri şunlardır:
  1. Bilinçli ya da bilinçsiz olarak gerçekleşebilir.
  2. Kullanılan sembollere, alıcı ve kaynak farkı anlamlar verebilir.
  3. Sözcüklerle ve beden diliyle gerçekleşir.
  4. Sözel olmayan iletişim duyu organlarıyla algılanabilir.
  5. Geri – bildirme gereksinim duyan çift yönlü bir eylemdir.
  6. Meydana geldiği ortamdan etkilenir.

Etkin bir iletişim kurulabilmesi için aşağıdaki özellikleri taşıması gerekir:
  • İletişim sürecinde, mesaj, hedef kitlenin dikkatini çekecek şekilde dizayn edilmelidir. Mesajın kodlanmasında, yayınlanmasında, dağıtılmasında buna özel bir önem verilmelidir.
  • İletinin kodlanmasında kullanılan simgelerin iletiyi gönderen kadar, iletiyi alacak ve algılayacak hedef tarafından da bilinen simgeler olmalıdır.
  • İletişimin etkili olabilmesi için, ileti, insanların bireysel gereksinimlerine seslenmeli, bu gereksinimlerin farkına varmalarına, gidermelerine yardımcı olmalıdır.
  • Hedefin temel değerlerini, tutumlarını, grup normlarını bilmek ve ona göre mesajı kodlamak, iletişimin etkinliğini artırır.
  • İletinin hedef tarafından tam olarak algılanabilmesi için en uygun medya türü seçilmelidir.
  • İletilerdeki bilgilerin dikkat çekebilmesi ve kolay algılanabilmesi için, yabancı bir ileti göndermekten kaçınmak gerekir.
  • Etkin iletişim kurabilmek için, hazırlayıcı iletişim süreci ile hedef kitlenin bilgi/algılama düzeyi yükseltilmelidir.
  • İletişimde hazırlayıcı iletişim çabasına rağmen, kırılmayacak dirençlerin de olacağı unutulmamalıdır.
  • İleti, başlangıçta, hedefin değer, tutum beklenti ve davranış kalıplarına ters düşmemeli; hedef iletiyi kabule hazır duruma getirmelidir. Doğru mesaj, doğru zamanda verilirse etkin olur.
İletişim sürecinde, en basit anlamda bir gönderici ve bir alıcının olması gerekir. Bu sürecin ereği, göndericinin düşüncelerini alıcıda oluşturmaktadır. Bu aslında insancıl iletişimin evrensel özürdür. İletişim konusu olan şey, alıcının duyu organlarını harekete geçirecek biçimde bir dizi simgeyi içerir. Başka bir deyişle iletişim, bir süreç ve bu süreç içindeki tüm öğelerin, zaman içinde karşılıklı olarak etkileşmesidir.

İletişim her zaman her yerdedir. İletişim günümüzde insanın gündelik yaşamının yaklaşık dörtte üçünü kapsayan bir olgudur. Başkalarıyla her türlü ilişkide, radyo, televizyon, gezete ve kitap gibi kitle iletişim araçlarından yararlandığımızda konuşuyor, okuyor, dinliyor, yazıyor ve izliyoruz. Başka deyişle iletişim zamanımızın çoğunda etkili oluyor. Ayrıca, bir gülümseme, bir el hareketi, konuşurken, dururken araya konan mesafe, yakaya takılan kırmızı bir karanfil, buluşma yerine önceden / zamanında / sonradan gelme, bir resim, bir grafik, bir karikatür, sözlü ve yazılı dil dışında yararlandığımız ve uyarıldığımız iletişim kodlarının örneklerindendir. Bunların yanısıra trafik lambaları, reklam afişleri, uyarı yazıları, çok açılmış bir radyodan kulağımıza çalınan sözler, sokakta, dükkanda, otobüste istemeden de olsa duyduğumuz konuşmalar/tartışmalar vb. iletişimin her zaman her yerde yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olduğunun kanıtıdır. Kısaca, insanın yaşamı bazen gönüllü, bazen de zorunlu olarak içinde yer aldığı bir İletişim ağı içinde geçmektedir.

İletişimde temel amaç çevre üzerinde etkin olmaktır. Her iletişim durumunda insanların kendilerine özgü beklenti ve amaçları vardır. Schramm (Bkz. Berlo 1960:18), bunları "gecikmeden ödüllendirilme"ye yönelik beklentiler ve "sonradan ödüllendirilme"ye yönelik beklentiler olarak sınıflandırır. Örneğin, yazarın yazısını yazarken, öğretmenin dersini verirken, siyasetçinin topluluğa seslenirken duydukları heyecan ve bunun hedef aldıkları insanlarla anında paylaşılacağını ummaları birinci türde beklentilerdir. Buna karşılık yazarın kitabının satışının çok olacağını, öğretmenin ileride takdir göreceğini, siyasetçinin oylarını arttıracağını umması ikinci tür beklentilere örnek verilebilir. Kısaca, birinciler "tüketime" yönelik; ikinciler "araçsal" beklenti ve amaçlardır.

Düşünecek olursak, insanın doğumundan başlayarak ölümüne değin ne kadar çok ve çeşitli iletişim yaşantısı kazandığını görür ve şaşırırız. İletişimle buyururuz, yalvarırız, isteriz, severiz, kızarız, bilgileniriz, bilgilendiririz, saklarız, açıklarız vb... Bunca zahmete, bazen doyum sağlasa da çoğu zaman üzücü ve eziyetli ilişki ve iletişim yaşantısına neden katlanırız?

Berlo'ya göre (1960:12) çevremizi"... amaçlı olarak etkilemek, değiştirmek İçin iletişim kurarız." Böylece birey açısından iletişim edilgen bir varlık olmak yerine çevre üzerinde etkili olabilme temel amacını taşır. Çoğu kez bu temel amacın bilincinde olmaması, alışkanlıklarına ve o varsaydığı amaçlara göre davranması bu gerçeği değiştirmez. Görünürdeki neden ne olursa olsun iletişimde temel amaç, çevre üzerinde etkin olmak, başkalarının tutum ve davranışlarını belirlemek, geliştirmek ve değiştirmektir.

İletişim anlamların paylaşımıdır. Duyularımızın ses, ışık, renk, hareket, koku, tat gibi uyarıcılarla uyarıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Bunlardan algıladıklarımızı anlamlara, iletilere dönüştürdüğü için çevremizi belli bir düzen içinde görüyor ve kavrıyoruz. Başka deyişle, belli uyarıları anlamlı iletiler olarak algılamaya koşullandığınız için bunları değerlendirip anlamlandırabiliyoruz. Sesi uzaktan gelen bir cankurtaran arabasının sireni ilkel bir toplumun insanı için ne denli yabancıysa; bilmeyen birisi için Japonca bir konuşma da o denli anlamsızdır, iletişim değerinden yoksundur. Kısaca, bireysel ve toplumsal yaşantılarımız hangi uyarıcıların nasıl anlamlandırılacaklarını belirler.

İletişim değişik katmanlarda gerçekleşir. Bizi kuşatan iletişim ağı seçip algıladığımız uyarıcılar, davranışlarımızın kaynağını oluşturur. Davranışlarımız işlevsel açıdan birkaç katmanda gerçekleşir:
  1. İnsanın içinde kendi kendine yaşadığı iletişim katmanı;
  2. başkalarıyla, sözcüklerle/simgelerle gerçekleşen iletişim katmanı;
  3. her iki durumda da iletilerin aktarımına eşlik eden psikolojik tepkilerin belirlediği katman. Bu sonuncusu iletişimde içten ve/veya dışarıya iletilenin içeriğine katılan kızgınlık, yakınlık, sevgi, nefret, sevinç, üzüntü gibi tepkilerden oluşur. {Myers ve Myers 1976:14).
Ayrıca iletişimde,
  1. İçerik düzeyi
  2. İlişki düzeyi ayrımı da yapılabilir.
Birincisi, iletinin bildirme yönü; ikincisi yönerge (içeriğin nasıl anlaşılması gerektiğini dile getiren) yönü ile ilgilidir (Watz-lawick ve diğerleri 1979: 49).
  • Konuşmamanızı rica ederim.
  • Lütfen konuşmayınız.
  • Konuşmak yasaktır.
Yukarıdaki örnek verilen iletiler içerik düzeyinde bir eylemin yapılmaması ile ilgili isteği dile getiriyorlar. İçerik düzeyinde aynı olmakla birlikte, bu üç iletinin ilişki düzeyleri birbirinden değişiktir; birbirlerinden değişik ilişkileri tanımlarlar. Sözlü ve yazılı dildeki kodların düzenleniş biçimi kadar, duruş, bakış, kılık kıyafet gibi sözsüz kodlar da iletilerin içeriğini hangi ilişkiler içinde değerlendirmemiz gerektiğini belirlerler.
0 com

İLETİŞİM KAVRAMI VE TANIMI

Dilimizde kullanımı giderek yaygınlaşan "iletişim" kavramının yerine, yakın zamanlara kadar "haberleşme" ile Fransızca ve Almanca'dan dilimize geçen "komünikasyon" (Communication) sözcükleri kullanılıyordu. "Communication" sözcüğü, Latince'deki communicatio'un karşılığıdır. Communication'un kökeninde yine Latince'deki communis kavramı bulunmaktadır. "Birçok kişiye ya da nesneye ait olan ortaklaşa yapılan" anlamındaki bu kavramdan hareketle iletişim sözcüğünün özünde, yalın bir ileti alışverişinden çok, toplumsal nitelikli bir etkileşimi ve paylaşımı dile getirdiği söylenebilir.

İnsan etkinliklerinin ve ilişkilerinin tümü iletişimle ilgilidir. Yazmak, okumak, çalışmak, eğlenmek, alışveriş yapmak, kavga etmek, sevmek, istemek, buyurmak vb. tüm etkinliklerimizle içiçe olan bir olgudur. İletişim yaşamımızda öylesine önemli yer tutar ki, genelde “yaşamak iletişimde bulunmaktır” demek pek yanlış olmaz. "İletişim bir başkası ile konuşmaktır; televizyondur, gazetedir, yazınsal bir eleştiridir, saç biçimimizdir, giyim biçimimizdir, mağara duvarındaki resimdir, sahnede Anouilh’un “Antigone’u”, sinema perdesinde “Yurttaş Kane” dir, bazen duymak, bazen görmek, bazen de dokunmaktır. İnsan etkinliklerinin ve ilişkilerinin tümü iletişimle ilgilidir."(Zıllıoğlu,M.) Bu nedenle her zaman ve her yerde vardır. Toplumsaldır ve anlamların paylaşımıdır; temel amacı insanın çevresi üzerinde etkili olma isteğidir ve değişik katmanlarda gerçekleşen bir etkinliktir. İnsan yaşamında bu denli öneme sahip kavram olan iletişim, kullanıldığı alanlara göre değişik anlam taşır. Kısaca bu tanımlardan bazılarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
  • İletişim, bilgi ve anlayışın bir bireyden diğerine geçirilmesi sürecidir ve temel olarak insanlar arasında bir anlam köprüsüdür.
  • İletişim; gerçeklerin, hislerin, düşüncelerin, karşılıklı bir alışverişidir.
  • İletişim; bir bireyin veya grubun, diğer birey veya grubun davranışlarını etkilemek amacıyla uyarıcı bir öğenin karşı tarafa ulaştırılmasını sağlayan bir süreçtir.
  • İletişim; anlama, duyma ve duyurma, düşünme ve düşündürme, bilgi alma ve bilgi vermektir.
  • İletişim, insanın kendini sosyal bir varlık olarak ifade etmesi için zorunludur. İnsan, çevresi ile iletişim kurarak yaşar. Onun her davranışı, konuşması, susması, duruşu ve oturma biçimi, kendini ifade etmesidir; yani çevresine mesaj iletmesidir. İletişim, bilgi üretme, iletme ve algılama sürecidir. İletim kurmakta asıl amaç, anlaşılabilir mesajların gönderilmesi ve karşı tarafın tutum ve davranışlarında değişiklik yapmaktır.
İnsan yaşamını iletişim kurarak sürdürür. Yaşam bir bakıma iletişim kurma serüvenidir. Normal zihinsel fonksiyonlara sahip olan bir insan, iletişim kurmadan yaşayamaz. Sessizliği ve yalnızlığı seçen insan, vücut diliyle, çevrelerine mesaj iletmeye çalışır; yani insanlar sessiz kaldığı zamanlarda bile, ya vücut diliyle dışa doğru, ya da otokritik yoluyla, içe doğru kendisiyle iletişim halindedir. Bilgi paylaşma faaliyeti olan iletişim, kişilerin kendini ifade edebilme ve kendilerini dinletme gereksinimleri sonucunda ortaya çıkar. Bu tanımlar doğrultusunda iletişim konusunda şunları söyleyebiliriz. İletişim toplumun temelini oluşturan bir sistem, öğretsel ve yönetsel yapının düzenli işleyişini sağlayan bir araç ve bireysel davranışları görüntüleyen ve etkileyen bir teknik, sosyal süreçler bakımından zorunlu bir bilim, sosyal uyum için gerekli bir sanattır.

Her insan iletişimi, farklık biçimde algılar ve yorumlar. Bir mesajı almak, yorumlamak, ya da göndermek, kişisel birikimimiz tarafından etkilenir. İnsanoğlunun tüm başarısının arkasında en temel faktör, iletişim yeteneğidir. Bu yetenek ona, soyut düşünebilme, daha ilkel bir yaşamı, daha uygar bir yaşama dönüştürebilme olanağını sağlamıştır. Bilimin her türü ve bütün dalları –sanat, tarih, coğrafya, vs.- örgütsel, yönetimsel ve yasal ilişkiler, iletişim sürecinden geçirilerek düzenlenir. Bir bakıma bilgi paylaşımı süreci olan iletişim, insanların kendilerini ifade edebilme, kendilerini dinletme ve kabul ettirme faaliyetlerinin sonucunda ortaya çıkmıştır.

Sözcük ve kavram olarak iletişimi değişik anlamlarda sürekli kullanmamız, bu sözcüğü tanımlama işimizi zorlaştırır. Yapılan bir araştırma ile sözcüğün 4560 kullanımı derlenerek, 15 ayrı anlamı belirlenmiştir (Dance 1970 için Bkz. Oskay 1982: 309) Bundan anlaşıldığı gibi, "iletişim" tüm canlı ve cansız sistemler içindeki ve arasındaki etki tepki ve değişim süreçlerini anlatmak için kullanılmaktadır. Ancak "iletişim" deyince genelde ilk akla gelen insanlar arası iletişim ve bu amaçla kullanılan araçlardır:
  1. Duygu, düşünce ya da bilgilerin usa gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme (...)
  2. Telefon, telgraf, televizyon, radyo gibi aygıtlardan yararlanarak yürütülen bilgi alışverişi, bildirişim, haberleşme ..." (TDK 1983: 578).
0 com

İLETİŞİM BİLİMLERİ İÇİN KAYNAKÇA

          Adair, J. (2006). Etkili İletişim. Ömer Çolakoğlu (çev.). İstanbul: Babıali Kültür Yayıncılık.

          Aydın, N. (2009). Etkili İletişim Stratejileri. İstanbul: Kum Saati Yayınları.

          Bartol, K. M., Martin, C. D. (1991). Management. USA: McGraw Hill.

          Bıçakçı,İ. (2002).İletişim ve Halkla İlişkiler. İstanbul: Media Cat Yayınları.

          Burton, G., Manab, T. (2006). Management Today: Principles and Practice. Tata McGraw Hill.

          Cüceloğlu, D. (2005). Yeniden İnsan İnsana (34. Baskı). İstanbul: Remzi Kitabevi.

          Daft, R., Marcic, D. (2009). Understanding Management. USA: Cengage Learning.

          Debasish, S.S., Das, B. (2009). Business Communication. NewDelhi: PHI Learning,

          Dökmen, Ü.. (2005). İletişim Çatışmaları ve Empati. İstanbul: Sistem Yayıncılık.

          Ellis, R. (2003). Communication Skills: Stepladders to Success for The Professional. USA: Intellect Books.

          Erdoğan, İ. (2007) İşletmelerde Davranış (7. Baskı). İstanbul: Malatyalı İşadamları Derneği Yönetim Yayınları.

          Eren, E. (2004). Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi (8. Baskı). İstanbul: Beta Yayınları.

          Fielding, M. (2006). Effective Communication in Organisations (3. Baskı). Cape Town:Juta&Co. Ltd.

          Griffin, W. R., Moorhead, G. (2010). Organizational Behaviour: Managing People and Organizations (9. Baskı). Cengage Learning.

          Guffey, M. E., Rogin, P., Rhodes, K. (2010). Business Communication: Process and Product. Toronto: Nelson  Education, Ltd.

          Guffey, M.E., Loewy, D. (2010).Essentials of Business Communication. USA: Cengage Learning.

          Guffey, M.E. (2006).Business Communication: Process & Product (5. Baskı). USA:Thomson South-Western.

          Ippolito,B. (2008).Effective Organisational Communication: Perspectives, Pirinciples and Practices.  Edinburgh: Pearson Education.

          Kaya, A. (2010).İletişime giriş: Temel kavramlar ve süreçler. Alim Kaya (Ed.). Kişilerarası İlişkiler ve Etkili  İletişim içinde, (s. 2-32). Ankara: Pagem Akademi.
          Krizan, A. C.,Merrier, P., Logan, P. J., Williams, S. K. (2008).Business Communication (7. Baskı). USA:
          Thomson Learning,
          Mahrebian, A., Ferris, R. S. (1967). Inference of attidues from nonverbal communication in two channels.  Journal of Consulting Psychology,31 (3), ss. 248-252.

          Martin, J., Fellenz, M. (2010). Organizational Behaviour & Management. United Kingdom: Cengage Learning,

          Murdock, A., Scutt, C. N. (2003). Personal Effectiveness. Butterworth Heinemann, 2003

          Oktay, M. (2000). İletişimciler İçin Davranış Bilimlerine Giriş. İstanbul: Der Yayınları.

          Oskay, Ü. (1997). İletişimin ABC’si. İstanbul: Der Yayınları.

          Schermerhorn,R.J.(2011). Management. USA: John Wiley & Sons, Inc.

          Sen, L. (2007).Communication Skills (2. Baskı).New Delhi: Prentice Hall.

          Sims,R. R. (2002). Managing Organizational Behavior. USA: Greenwood Publishing Group.

          Singh, K. (2010). Organizational Behaviour: Text and Cases. India:Dorling Kindersley.

          Siyez, M.D. (2010).Kişilerarası ilişkilerin başlangıcı ve gelişimi.Alim Kaya (Ed.). Kişilerarası İlişkiler ve Etkili   İletişim içinde (s. 69-104). Ankara: Pagem Kitabevi.

          Stephen R. P. (2005). Organizational Behaviour. NewJersey: Prentice Hall.

          Sudan, S. A., Kumar, N. (2003). Business Communication. NewDelhi:Anmol Publications.

          Tutar, H. (2009). Örgütsel İletişim. Ankara: Seçkin Yayıncılık.

          Tyagi, K., Misra, P. (2011). Professional Communication. NewDelhi: PHI Learning Private Limited.   545
          West, R., Turner, H.L. (2009). Understanding Interpersonal Communication: Making Choices in Changing  Time. Boston:Wadsworth Cengage Learning.

          Wood, T.J. (2009).Communication in Our Lives (5. Baskı). USA: Wadswirth, Cengage Learning.

          Wood, T.J. (2010).Interpersonal Communication: Everyday Encounters (6. Baskı). USA: Wadsworth,   Cengage Learning.